Fotoğrafla Gelen Heyecan: Günlükten Albüme
Blog serime başladığımda ilk kendi çektiklerimden mini bir albüm serisi yapmaya karar verdiğimi söylemiştim. O günden bu yana her gün yeni kareler çekmeye, biriktirmeye ve albüm haline getirmeye devam ediyorum. Şimdilik sade bir biçimde ilerliyorum ama ilk fırsatta kendi adıma küçük bir albüm bastırmak istiyorum. Son halini almadan önce birkaç kez çıktı alarak, dokusunu ve hissini şekillendirmeyi seviyorum.
Fotoğrafçı değilim ama artık çok net anladım ki bu, sadece bir hobi değil benim için. Özellikle mekan, yemek ve kıyafet gibi nesne ve obje çekimleri beni derinden heyecanlandırıyor. İnsan portrelerinden çok; yaşamın içindeki detaylara, dokulara, anlara dokunmayı seviyorum.
Bir anı kaydetmek, benim için sadece dijitalde kalmamalı. Notlar alırken, o notların yanına o ana dair çektiğim bir fotoğrafı iliştirmek beni mutlu ediyor. Ajanda ya da defter sayfalarında yer alan kareleri görmek, telefonda kalmasından çok daha anlamlı geliyor. Bu haliyle fotoğraf çekmek bir tür kişisel ritüele dönüşüyor. O kadar hoşuma gidiyor ki… Keşke daha çok zamanım olsa da çok daha fazla çekim yapabilsem.
Herkese tavsiye etmiştim; kendi hayatınızın fotoğraf serisini oluşturmak, zamanla kişisel bir günlük gibi oluyor. Ardından bunu küçük bir albüme, hatta ciltli bir kitaba dönüştürmek mümkün. Yaşamı sevmenin, anı kıymetli kılmanın en naif yollarından biri bu.
Bu satırları yazarken bile içimde o heyecanı hissediyorum. Sabah kahveni hazırlamak, birkaç satır not almak, bir iki kare çekmek… Kendinle olma, kendi gibi insanlarla o anı paylaşma hali mükemmel bir duygu.
Yaşamın formu; iyilikten, güzellikten ve heyecandan geliyor. Bu anların fotoğraflarını çekmek, onları yakalamaya çalışmak, işte o duyguyu tarif etmek gerçekten zor.
Bugün vakit bulabilirsem fotoğrafları düzenleyip seçerim. Yeni çektikçe eklemeye devam ederim. Yarın yine görüşürüz.
Sabah kahvem ve günün sözü sizlere gelsin.Anı biriktirmek, geleceğe sevgiyle bakmanın en sessiz yoludur.”
Yorumlar
Yorum Gönder